Türkiye’de sporun temel problemi ne tesis eksikliği, ne para, ne de yetenek. Asıl problem aklın devre dışı bırakılmasıdır.
Biz sporu hâlâ “idare edilen”, “gazla yürüyen”, “krizle yön değiştirilen” bir alan sanıyoruz. Bilimle değil, refleksle; planla değil, panikle hareket ediyoruz. Sonra da aynı döngüye şaşırıyoruz.
Şaşıracak hiçbir şey yok.
Antrenör Değiştirerek Bilim Üretemezsiniz
Türkiye’de spor yönetiminin en güçlü “stratejik hamlesi” nedir biliyor musunuz?
Antrenör değiştirmek.
Kötü sonuç mu geldi? Değiştir.
Sabır mı gerekiyor? Yok.
Uyum süresi mi? Lüks.
Plan mı? Tehlikeli.
Antrenör değiştirmenin, sistem değişikliği sanıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Oysa ortada sistem yok. Sadece isim değiştirerek aynı hataları tekrar eden bir yapı var.
Bilimsel antrenman süreklilik ister.
Motor öğrenme zaman ister.
Performans gelişimi süreç ister.
Ama biz süreçten korkuyoruz. Çünkü süreç yönetmek bilgi ister, cesaret ister, liyakat ister.
Liyakat Değil, Tanıdıklık Yönetiyor
Spor kulüplerinde karar verenlerin önemli bir kısmı:
• Antrenman bilmez
• Gelişim evrelerini bilmez
• Çocukla elit sporcuyu ayırt edemez
• Ama her konuda fikri vardır
Bu insanlar sporun içinde değildir, sporun üstündedir. Yukarıdan bakar, aşağıdan bedel ödetir.
Liyakatli insanlar ise ya susturulur ya da “çok bilimsel” bulunur.
Türkiye’de “çok bilmek” genelde rahatsız edici bir özelliktir.
Çocuk Sporunda Başarı Takıntısı Bir Travmadır
En büyük suçu nerede işliyoruz biliyor musunuz?
Çocuklarda.
8 yaşındaki çocuğun kazandığı maçla övünen,
10 yaşındaki çocuğu şampiyonlukla etiketleyen,
12 yaşındaki çocuğu “gelecek vaadi” diye pazarlayan bir sistem…
Ama aynı çocuk:
• Koşmayı doğru bilmiyor
• Düşmeyi bilmiyor
• Vücudunu tanımıyor
• Sinir sistemini regüle edemiyor
Biz çocuğu sporcu yapmıyoruz.
Biz çocuğu sonuç bağımlısı yapıyoruz.
Sonra 16 yaşında bırakıyor.
“Yetenekliydi ama olmadı” diyoruz.
Hayır. Olduramadınız.
Bilim Var Ama Sahaya Sokulmuyor
Türkiye’de spor bilimi var mı? Var.
Antrenman bilimi bilen insanlar var mı? Fazlasıyla.
Ama bu bilgi:
• Karar masasına çıkmıyor
• Bütçe planına girmiyor
• Uzun vadeli projeye dönüşmüyor
Çünkü bilim sorgulatır.
Sorgulama ise otoriteyi rahatsız eder.
O yüzden bilim süs olarak kullanılır, rehber olarak değil.
Sorun Spor Değil, Zihniyet
Bu yazı futbol yazısı değil.
Bu yazı teknik direktör yazısı hiç değil.
Bu yazı bir zihniyet yazısı.
Türkiye’de spor:
• Yönetilmiyor
• Geliştirilmiyor
• İnşa edilmiyor
Sadece idare ediliyor.
Ve idare edilen hiçbir şey büyümez.
Son Söz
Türkiye’de sporun kurtuluşu:
• Daha çok bağırmakta değil
• Daha sert disiplin uygulamakta değil
• Daha erken eleme yapmakta değil
Türkiye’de sporun kurtuluşu:
Bilimde, liyakatta ve sabırda.
Ama önce şunu kabul etmemiz gerekiyor:
Biz bugüne kadar sporu yanlış yerden tuttuk.
Ve yanlış yerden tutulan hiçbir şey doğru yere taşınmaz.