Dünya Venezuela’dan gelen “film gibi” görüntüleri konuşuyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro…
Alındı mı, alındıysa nasıl alındı, yoksa kendi isteğiyle mi teslim oldu?
Ortada çatışma yok.
Ortada ölü yok.
Ortada bir direniş yok.
Ama ortada bir video var.
Kendi kullandığı araçta, yanında eşi ve iki erkek… Kayıt alan biri… Ve bu görüntüler ortalıkta dolaşırken ABD’ye verilen net mesaj:
“İstediğiniz her şeyi kabul ediyorum. Petrol dahil tüm yeraltı zenginliklerini alabilirsiniz.”
Bu bir yakalanma mı?
Yoksa açık bir teslimiyet mi?
Normal şartlarda özel korumalarla çevrili, güvenliği en üst düzeyde sağlanan bir devlet başkanından söz ediyoruz. Ülkede saldırılar sürerken, tek bir çatışma yaşanmadan, tek bir kurşun sıkılmadan “özel yollarla” ABD’ye götürülüyor.
Teslimiyetin bedeli ise belli:
Can güvenliği.
Mesaj da açık:
Rusya’ya, Çin’e, İran’a ve tüm dünyaya…
ABD Başkanı Trump çıkıp bizzat söylüyor:
“Film gibi izledim.”
Evet, gerçekten de izledik.
Ama bu bir belgesel değil, tam anlamıyla Amerikan yapımı bir film.
İlginç olan ne biliyor musunuz?
Dünyanın dört bir yanındaki Venezuelalılar mutlu.
Ülkede “sorun yok” havası var.
Kutlamalar yapılıyor.
Tabiri caizse:
Alan razı, veren razı.
ABD razı.
Maduro razı.
Venezuelalılar razı.
Peki bize ne?
Muhalefet hemen soruyor:
“ABD bunu yaptı, neden tepki vermediniz?”
Cevap basit ama rahatsız edici:
Çünkü olay göründüğü gibi değil.
Çünkü bu bir zorla alma değil, kendi isteğiyle gidiş.
Tıpkı Esad gibi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ilgili bakanlar bu süreci elbette biliyor. Diplomasi, sosyal medya tepkileriyle değil; perde arkasındaki gerçeklerle yürür.
Ve son olarak…
Türkiye ile başka ülkeleri, başka liderleri karşılaştırmayı aklınızdan bile geçirmeyin.
Biz tankın önüne yatmış bir milletiz.
Biz uçağın üzerine atlamış bir milletiz.
Biz darbe gecesi canını ortaya koymuş bir halkız.
Bizim hikâyemiz Hollywood senaryosuna benzemez.
Bizim filmimiz yazılmaz, yaşanır.