Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Takvim yaprakları değişirken futbol sahalarında yaşananlar da hafızamızda yerini alıyor. Kimi zaman sevinçle, kimi zaman hayal kırıklığıyla…

Ama çoğu zaman da gürültüyle. Bağırarak, suçlayarak, aceleyle hüküm vererek konuştuğumuz bir futbol yılı daha geçti.

Oysa futbol, bu kadar gürültüyü hak etmiyor.

Yeni yıldan en büyük dileğim; futbolu yeniden özünden, yani güzelliklerinden konuşabildiğimiz bir yıl olması. Skorun ötesine bakabildiğimiz, tabelaya değil oyuna odaklandığımız, anlık öfkelere değil uzun vadeli akla sarıldığımız bir futbol iklimi…

Bugün futbol, çoğu zaman kazananın kutsandığı, kaybedenin ise yok sayıldığı bir alan hâline geldi. Bir maç kazanıldığında her şey doğru, bir maç kaybedildiğinde her şey yanlış ilan ediliyor. Oysa futbol, doğrularla yanlışların iç içe geçtiği uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta bazen kazanarak öğrenirsiniz, bazen kaybederek büyürsünüz.

Yeni yılda biraz daha sabır diliyorum futbola.

Bir genç oyuncunun ilk hatasında silinmediği,

Bir teknik direktörün üç maçta yargılanmadığı,

Bir takımın kimlik inşa etmeye çalışırken tökezlemesine anlayış gösterildiği bir sabır…

Çünkü futbolun gelişimi, anlık tepkilerle değil; süreklilikle mümkündür.

Yeni yılda futbolu; hakem kararları üzerinden değil, oyunun doğruları üzerinden tartışalım. Sürekli düşman arayan değil, çözüm üreten bir futbol dili kuralım. Kayıpları komplo teorileriyle değil, analizle açıklamaya çalışalım. Futbolu konuşurken daha az “neden olmadı?” daha çok “nasıl daha iyi olur?” sorusunu soralım.

Altyapılardan söz edelim mesela…

Sadece vitrine çıkan yıldızlardan değil, o yıldızlara ulaşana kadar verilen emekten de bahsedelim. Islak sahalarda, yetersiz imkânlarla, sabahın erken saatlerinde yapılan antrenmanları konuşalım. O çocukların hayallerini, onları yetiştiren insanların sessiz mücadelesini görelim.

Yeni yılda futbolu;

Bilimin ışığında,

Emeğin değerinde,

Ahlakın merkezinde konuşalım.

Veriyle, planla, metodolojiyle konuşalım. “Şans” kelimesini her şeyin önüne koymadan, çalışmanın ve doğru organizasyonun oyunu nasıl değiştirdiğini fark edelim. Futbolun artık sadece yetenekle değil, akılla kazanıldığını kabullenelim.

Tribünlerin de dili değişsin bu yıl…

Öfkenin değil tutkunun,

Hakaretin değil aidiyetin,

Yıkmanın değil sahip çıkmanın sesi duyulsun.

Çünkü tribünler sustuğunda futbol ölür; ama tribünler sadece bağırdığında da futbol gelişemez.

Yeni yılda sosyal medyada futbolu linç kültürüyle değil, fikirle konuşalım. Bir hatayı insanlıktan çıkarmadan eleştirebilmeyi öğrenelim. Futbolcuların, teknik adamların, hakemlerin de insan olduğunu unutmayalım. Eleştirinin olduğu yerde seviye olsun; ses yükseldiğinde akıl düşmesin.

Belki her şey bir gecede değişmeyecek.

Belki yine hatalar olacak, yine yanlışlar yapılacak.

Ama futbolu nasıl konuştuğumuz değişirse, futbolun kendisi de zamanla değişir.

Yeni yılda futbolu;

Daha az bağırarak,

Daha çok anlayarak,

Daha fazla düşünerek konuşalım.

Çünkü futbol; doğru konuşulduğunda eğitir, yanlış konuşulduğunda kirlenir. Ve futbol, onu hak ettiği gibi konuşabildiğimizde gerçekten güzeldir.

Yeni yıl; futbolun sadece skor üreten değil, değer üreten bir oyun olarak hatırlandığı bir yıl olsun.