Hayatımızın her köşesi artık teknolojiyle dolu. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar… Hepsi elimizin altında, hepsi hayatımızı kolaylaştırıyor.
Ama bir yandan da fark etmeden birbirimizden uzaklaşıyoruz.
Eskiden böyle miydi? Eskiden birlikte olunca göz göze gelir, saatlerce konuşurduk. Şimdi yan yana olsak bile ekranlar aramızda bir duvar gibi.
Eskiden bir haberi almak için birbirimize giderdik, şimdi birkaç tıkla dünyayı öğreniyoruz. Eskiden dostlarımızın kapısını çalardık, şimdiyse mesaj atıyoruz; cevap gelmezse başka bir bildirimle dikkatimizi dağıtıyoruz. Teknoloji bizi birbirimize yakınlaştırdı ama yüz yüze iletişimi azalttı.
Günlük hayatımda bunu çok net görüyorum. Ekranlara bakarken geçirdiğimiz zaman, gerçek sohbetlerin yerini tutmuyor. Herkes çevrimiçi ama kimse yanımızda değil. Bildirimler sürekli çalıyor ama ruhumuz boşlukta kalıyor.
Elbette teknoloji çok şey kazandırdı: Bilgiye kolay ulaşmak, uzaklarla konuşmak, işleri hızlandırmak… Ama hiçbir ekran, bir insanın sesini, bakışını, dokunuşunu veremez. Ne kadar yakın olursak olalım, ekranların arasındaki mesafe hissi gerçek.
Geçen ay uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla kahve içmeye gittim. Telefonu çantama koydum ve sadece onunla konuştum. 45 dakika boyunca yüzünden tebessüm eksik olmadı. O an fark ettim: İşte gerçek yakınlık buymuş.
Bence sorun teknolojide değil, bizim onu kullanma şeklimizde. Mesajlaşmak güzel ama gerçek sohbetlerin yerini tutmuyor. Sosyal medya takipçisi olmak keyifli ama samimiyeti sağlayamıyor. Teknolojiyi araç olarak kullanıp insanlarla bağ kurmayı unuttuk.
Belki de yapmamız gereken çok basit: Telefonu kenara bırakmak, bir dostun kapısını çalmak, göz göze gelmek… Çünkü insan, ekranda görünerek değil, yan yana gelerek var olur.
Teknolojiyle yakınlaştık, ama birbirimizden uzaklaştığımızı fark etmek bile iyi. Fark ettiğimizde, yeniden bağ kurma şansımız var. Ve belki de asıl mutluluk, ekranların dışında, telefondan uzak, birlikte geçirilen o sessiz ama anlamlı anlarda saklıdır.
O kahkahada, paylaşılan bakışta, sessiz bir anlayışta, sadece var olabilmekte… İşte hayatın tadı orada gizli.
Bir mesaj ya da bildirim değil, gerçek bir sohbet, gerçek bir an, gerçek bir dokunuş insanı hayata bağlar.
Belki de hatırlamamız gereken en basit şey bu: Teknoloji bize dünyayı gösterir ama insan olmanın sıcaklığını, samimiyetini ve birlikte olmanın değerini yalnızca yan yana yaşayarak öğrenebiliriz.
Ve işte o an, insanın en çok ihtiyacı olan şey olan yakınlığı bulduğu andır. Kalben sevgilerimle.