Medeniyet inşaa ve ihyasında eğitim ve öğretimin asli unsurlarının “muhteşem ikilisi”; “Öğretmen – Öğrenci” / “Hoca – Talebe” / “Veren – Alan” ille de birlikte yol alanlar ve o yolda birlikte ilerleyenler. Bir öğrenci düşünün ki, Hocasının ayak izlerini takip ederek, Onun açtığı yolda ilerliyor, bayrağı teslim ettikleri de ilerliyor.

Bu hafta sonu çok yakın bir dostumla yola çıktık. Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Hz. başlangıç noktasıydı, sonra Ankara Çamlıdere’de Ali Semerkandi Hz. Makamına, oradan Nallıhan Emrem Sultan Köyüne Tabduk Emre Hz.ne ve ardından Bolu Göynük’te Fatih Sultan Mehmet’in Hocası AkşemsedinHz.’nin makamına vardık, dua ettik.

Eğitim ve Öğretimde Hoca – Öğrenci İlişkisinin mihenk taşları…

Bu hafta “Zafer Haftası”, bu vesiyle Anadolu topraklarının kazanılması ve korunasında canıyla kanıyla bedel ödemiş tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Makamları yücelsin, Allah onlardan razı olsun. 30 Ağustos Zaferinin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını da ayrıca ve özel olarak anıp, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Anadolu bugün halen bir Türk Devletine ev sahipliği yapıyorsa, bunda hissesi olanlara, hakları “eksiksiz teslim edilmeli”, onların anılması bu Ülkenin birlik ve beraberliğine katkı sağlar.

Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Sultan Alparslan 1071 Malazgirt zaferinden önce, 16 Ağustos 1064'te Kars’ı (Ani'yi)fethediyor.

Bu detay bilgi çok bilinmese de, Hoca Ahmet Yesevi’nintalebelerinin (Horasan Erenleri), bu fetihlerden çok önceleri Anadoluya gelerek, Anadolu insanlarının gönüllerini fethettiklerini bilmekteyiz. Amacım Zafer Haftasında, tarihe bütünsellik içinde bakarak, bugünkü Anadolunun, geçmiştengünümüze üzerindeki bütün medeniyetleri yerin altındaki ve üzerindeki bütün kalıntılarıyla birlikte, bu coğrafyada yaşayanların DNA genetik kodlarında taşıdıklarını hatırlatmak istedim. Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesini ziyaret edenler ve de edecek olanlar ne demek istediğimi daha derinden hissedeceklerdir. Bugün insanoğlu nüfus kayıtlarının eskilere dayanmasıyla gurur duyarken, bizler bu coğrafyadaki tüm medeniyetlerin mirasçısı olarak, sorumluluklarımızın da bilinci içinde olmalıyız.

2025 – 2026 Akademik / Eğitim Öğretim Yılının başlamasına kısa bir zaman kalmışken, ziyaret ettiğimiz Allah dostlarının yaşadıkları dönemleri aşan, muhteşem izler bıraktığınıhatırlayarak, medeniyetin inşaa ve ihyası sürecinin, tamamlanıp biten bir durum olmadığını vurgulamak isterim. Kültür kuşaktan kuşağa aktarılarak gelişir. Her kuşak kültürünü tanımak, yaşamak, yaşatmak ve aktarmaktan “mesuldür”, bu sorumluluğu taşımak zorundadır.

Anadolu Erenleri “misyonlarını tamamladı” tamamlamasına da, bizler, tek tek, her birimiz kendi bireysel misyonumuz içerisinde onların misyonlarını ne kadar biliyoruz, taşıyoruz ve aktarıyoruz. Onlar bizim değerlerimiz ise, sadece onların Türbelerinin bu topraklarda olmasıyla övünemeyiz.

Bir Hoca düşünün (Tabduk Emre Hz.) bir öğrenci yetiştirir (Yunus Emre Hz.), Onun şiirleri dilden dile gönülden gönüleerişir.

Yine bir Hoca düşünün (Hacı Bayram-ı Veli) bir öğrenci yetiştirir (Akşemseddin Hz.) bir çağ kapatıp yeni bir çağ açan bir Cihan Padişahının (Fatih Sultan Mehmet Han) Hocası olur.

Hocaları için ne büyük bir gurur kaynağı, talebeleri için ne şeref…

Hani belki bir “şehir efsanesidir” lakin yeri geldi biz de ifade edelim. Harward ve Oxford Üniversiteleri kurulurken İslam Medeniyetini iyi incelemişler ve ortaçağ döneminin Avrupasıyla, İslam Beldelerini tarihsel olarak kıyasladığınızda, her alanda önde olan, İlime, bilime, kültüre, sanata önem veren, öncülük yapan İslam Ülkelerinin model alınmasından daha doğal bir durum olamaz. Hemen hemen bütün üniversitelerimizde “Bilim Tarihi” derslerinin içeriğinde ele alındığını (ele alınması gerektiğini) düşündüğümüz, “İslam ve bilim” bir bütünün parçasıdır.

21. yüzyılın 25 yılı geride kalmışken, Anadolu Erenlerinin ayak izlerinden yürüyerek “iz sürmek”, onların “medeniyet inşaa ve ihyasına” gösterdikleri özeni anlamak, kavramak ve hayata geçirmek zorundayız.

Göynük’te bir esnaftan alışveriş yaparken bize şöyle dediler: “Bizim beldemiz emin beldedir. Biliriz ki, bu mübarek insan burada (Akşemseddin) olduğu sürece, buraya hep iyi insanlar gelir. Bizler de bu iyi insanlara iyilikle davranmak zorundayız. Bu bizim görevimiz.” İşte Anadolu Erenleri içinde bulundukları beldeleri “emin yurdu” haline dönüştürmüşler. Boşuna dememişler; “bir insan değişir, dünya değişir” diye…

İbn-i Haldun’un “Mukaddime”sinde, eğitim ve öğretim konusuna oldukça geniş yer verilmiştir. Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken, tarihsel birikimlerimizi yok saymadan, onlardan öğrenmeye devam edip, uygulamak ve içinde bulunduğumuz toplumu ve dünyayı daha yaşanabilir kılmak zorundayız.

Anadolunun her yerinde “manevi mimarların” türbeleri ziyaret ediliyor. Adeta “manevi / ruhsal şarj merkezi” konumundalar. Onların yetiştirdiği “talebeler” onlardan aldıkları izinle, topluma ve insanlığa değer katmak için, yaşadıkları süre içinde ve eserleriyle (kitap ve yetiştirdikleri insanlar aracılığıyla) insanlığa hizmet etmeye devam etmektedirler.

21 yüzyıl Kalkınma hedeflerinden biri de sürdürülebilirlik ise; bizler bilim, sanat, kültür ve tüm yaşamımızda bu bilgi ve tecrübenin “sürdürülebilirliğinden de mes’ul olduğumuzu” ne zaman hatırlayacağız?

Yolculuk sonrasını bendeki yansımalardan bazıları işte bunlar…

27 Ağustos 2025