İnsanoğlu her yaşa göre yaş alabilir, değişebilir, bedenen farklılaşabilir. Ama değişmeyenleri de olmalıdır.

Kendini-geçmişini inkâr etmemeli; İnancı, hassasiyeti, hasleti, samimiyeti, sadakati, vefası, vakur hayatı ile birlikte değişen şartlara, makama ve rakama rağmen bedenen ölse bile geride hoş bir sada bırakarak zamana inat!

Zaman geçer, şartlar değişir, yaş alınır ama vefa yaralanmaz, öldürülmez; arkadaşının derdini dert edinmek ideal insan yaparak ölümsüzleştirir şu fani bedeni.

Dün geçti yarına bir şeyler söylemek lazım denilir ama dün dündür bugün bugündür denmez hayat yolculuğunda...

Çürükler zaten belli; adam mı şekilden öte olsun, kalabalık insanlar mı aldanma; asıl olan kalite...

Yola çıktıktan sonra yolda inen, yol değiştiren, yarı yolda bırakan, araba değiştiren, çıkarına ulaşan, bahane arayan, en iyisi bu menfaatinden daha iyisi buydu diye safları değiştirip bukalemungibi çok yüzlü menfaatperestlik tercihini vefasızlıkla taçlandıranlar; hatta çıkarı için karşınıza geçip hedef saptıran, araca zarar veren olabilir.

Selamet kaptanın, muavininin ve yolcuların burnu kanamadan Resulullah sav gibi halini düşün ve ilk kırk gibi kalite ile samimiyetle çalış ve Allah' tan ümit asla kesme...

İşte bu dönemin en önemli aracı medya ve özellikle de sosyal medya…

Adına sosyal dediler; sosyal medya dediler...

Zahmetsiz, ücretsiz, masrafsız olmasına rağmen bir beğeni koymadılar, yorumla birlikte olmadılar; paylaşarak destek olmadılar. Sosyal medyada tur atarken duraktakilerini; durakta görmediler, görmezlikten geldiler.

Sosyal medya ile değer katarım diye cimri davrandılar; hainliklerini gizleyemediler, izlediler, ellerini ovuşturdular, haksız saldırı ve eleştiride kıs kıs güldüler, kendi kendini gıdıkladılar, pusuya yattılar. Sosyal medya ile iz sürdüler, takip ettiler; tavşanı takip eden avcı gibi durdular, zulme ortak oldular, yalnız bıraktılar. Sosyal, sosyal medya çok iyi yönlerin var ama kötü yönlerin daha çok mu gibi ...

Bir kere samimi, dürüst, güvenilir değilsin. O zaman sosyallikten çıkarayım seni arkadaş, dost, hemşeri, komşu kalalım daha iyi...

Mesela keşke bu sosyal medya araçlarının, iletişim araçlarının hepsi iş takip etmeye, ısrarcılığa, insanın takatinin üstünde bir şeyistenmeye değil de Hasbi bir ses ve dokunuşla...kardeşim, abim, büyüğüm, arkadaşım, dostum nasılsın diye Hasbi hale, hal hatır sormaya, hele hele sana dua ediyorum demeye...vesile olsa. Ha bir de anlayışa, Sabra, hoşgörüye de...

Sosyal medya ile birlikte günümüzü anlatan insana dair hafızayı da unutmamak gerekir. Harput’un silinmez eserlerinde ne diyor; "Kol aç gelene doğru Gül at gülene doğru kes bağrım kanım aksın kadir bilene doğru"

"Gülümü gülene ver Gül halimi bilene ver Gönül bir padişahtır Kadrini bilene ver"

"Güle naz güle naz Gül eyler bülbüle naz İndim dost hanesine Ağlayan çok gülen az"

"El der ki ben sefadan gezerim Kimse bilmez derdim ağlar içerden"