Türkiye’de Teknik Direktör Gerçeği
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen bir görüntü var:
Maçtan önce soyunma odasında atılan birkaç gaz konuşması = taktik zannediliyor.
Ama dünya artık böyle değil.
Dünya futbolunda takımlar bilimle, oyun planıyla, rakip analizleriyle sahaya çıkıyor.
Bizde ise hâlâ “hadi çocuklar, saldırın!” en büyük strateji…
Taktik mi, Tesadüf mü?
Türkiye’de birçok maçın planı şu:
• “Basın!”
• “İstekli olun!”
• “Topu kaptırmayın!”
Tamam güzel de…
Bu sözlerin neye göre, hangi durumda, hangi prensiple yapılacağı belli değil.
O yüzden bizim maçlarımızın çoğu rastlantılara teslim.
Avrupa’da ise:
• Rakip hangi bölgede daha çok hata yapar?
• Hangi oyuncuya baskı tetiklenir?
• Top kazanılınca nereye oynanır?
Hepsi önceden çalışılmıştır.
Bizde ise “İnşallah herkes iyi oynar da kazanırız…”
Gaz Konuşması Oyunu Kurtarır mı?
Evet, duygu önemlidir.
Ama sadece duygu bir maç kazandırır,
bir sezon asla!
Türkiye’de taktik yerine duygusal manipülasyon kullanılıyor.
İyi oynayan oyuncuya aferin, kötü oynayana bağır çağır…
Sonra kaderi “şans” belirlesin.
Bilimsel Analiz Yok, Ezber Çok
Bizde hâlâ:
• “Stoper uzun olsun.”
• “Orta saha çok koşsun.”
• “Kanatlar çabuk olsun.”
Bu kadar…
Oysa modern futbol şöyle sorular soruyor:
• Oyun hızını kim yönetiyor?
• Rakibi nasıl tuzağa çekiyoruz?
• Topla ve topsuz organizasyonumuz ne?
• Hangi bölgelerde sayısal üstünlük yaratıyoruz?
Futbol artık zihin işidir.
Avrupa bilimle ilerliyor, biz hâlâ ezber cümlelerle…
Başarı Nasıl Ölçülüyor?
Türkiye’de başarı ölçütü:
• Kaç puan aldın?
• Kaç maç kaybettin?
• Kaç transfer istedin?
Yani sadece sonuç konuşuluyor.
Gelişmiş liglerde ise başarı ölçütleri:
• Kaç kez rakip ceza alanına giriyorsun?
• Topu kazandıktan sonra ne kadar hızlı hücuma çıkıyorsun?
• Rakibi hataya zorlayan düzenin var mı?
• Ürettiğin pozisyonlar gerçekten gol yönünden değerli mi?
Bunların hepsi somut olarak takip ediliyor.
Bizde ise maç sonu konuşmaları:
“İyi mücadele ettik, nasip değilmiş…”
Çözüm Ne?
Türkiye’de teknik direktör profilinin gelişmesi için:
• Oyun modeli zorunlu olmalı
• Analiz ve performans departmanı teknik heyetin parçası olmalı
• Antrenman planları bilimsel temele dayanmalı
• Genç oyuncu gelişimi bir kriter olmalı
• Teknik adam seçiminde gerçek liyakat olmalı
Duyguyla değil, planla kazanan futbol anlayışına geçmek zorundayız.
Kapanış
Soruyu tekrar soralım:
Çalışılmış taktikler mi?
Yoksa soyunma odasında gaz mı?
Eğer hedef günü kurtarmaksa, gaz yetebilir…
Ama geleceği kazanmak istiyorsak:
Bilim, plan, taktik, analiz.
Bağırarak değil, doğru çalışarak kazanan bir futbol!