Türkiye’de birçok takımın en temel problemi şudur: Sahaya 11 futbolcu çıkıyor ama sahaya bir oyun çıkmıyor. Çünkü oyun planını oluşturması gereken teknik direktörün elinde bir strateji değil, sadece bir “umut” var. Ve umut, modern futbolda hiçbir şeyin garantisi değildir.

Saha İçi Plan Yoksa Performans da Tesadüftür

Futbolda her aksiyonun bir amacı olmak zorundadır.

Topu nerede karşılayacaksın?

Savunmadan çıkarken hangi bağlantıları kuracaksın?

Üçüncü bölgede kim hangi koşuyu yapacak?

Eğer bunlar maçtan maça değişiyorsa ortada sistem değil, panik futbolu vardır. Panik futbolunun kazandığı maç olur, ama kazandığı sezon olmaz.

Oyun Modeli Eksikliği: Hoca Kim, Oyun Ne?

Teknik direktörün en net kimliği, takımı sahaya çıktığında görülür.

Pres planı yok, set hücumu yok, geçiş stratejisi yok…

Hâlâ şu anlayış egemen:

“Rakibe göre oynarız.”

Hayır!

Önce kendine göre oyna, sonra rakibe göre şekillen.

Kendi oyun modelini üretemeyen takım, rakip kim olursa olsun sadece tepki verir. Reaktif kalan kazanamaz.

Anı Şanı Olmayan Futbolcularla, Büyük Bir Taktik Disiplinle Gelen Başarı

Futbolun en büyük yanılgılarından biri şudur:

“Başarı için büyük oyuncular gerekir.”

Gerçekte ise büyük başarıları büyük planlar getirir.

Türkiye’nin alt liglerinde, bütçesi düşük birçok takım görüyoruz.

Belki kadrodaki futbolcuların isimlerini kimse bilmez, kariyerleri parlak değildir…

Ama taktik disiplin ve net bir organizasyon sayesinde güçlü rakipleri devirebiliyorlar.

Çünkü isim değil,

oyun konuşuyor.

Çünkü şöhret değil,

sistem kazanıyor.

Planlı bir takımın her oyuncusu,

rolünü doğru oynayan değerli bir piyona dönüşür ve satrancı kazandırır.

Böyle takımların başarısı sürpriz değil, bilimin karşılığıdır.

Bireysel Yeteneğe Bağımlı Takımların Sonu

Türkiye’de birçok takımın tek kazanma formülü şu:

Bir oyuncu ekstra bir şey yaparsa maç kurtulur.

Çalım, şut veya kalecinin günü…

Üst düzey birey yoksa puan da yoktur.

Modern futbolda kazanan,

rolleri ve bağlantıları doğru tanımlanmış takımlardır.

Mecbur Hamlelere Dayalı Reaktif Teknik Adamlık

Hamle, oyunu değiştirmek için değil;

oyun seni zorladığı için yapılıyorsa…

O teknik direktör değil, şans bekleyen bir yöneticidir.

Proaktif olan kazanır, reaktif olan izler.

Güncellenmeyen Teknik Adam Kültürü

Bilimden uzak, veriyi önemsemeyen, oyunu güncellemeyen her teknik adam daha maç başlamadan geridir.

İnanç değil organizasyon;

hırs değil sistem;

duygu değil plan kazanır.

Sonuç: Şans Bazen Kazandırır, Plan Hep Kazandırır

Planı olmayan takım, topa değil tesadüfe sahip olur.

Tesadüf bir maçı kurtarır;

oyun modeli ise sezonu kazandırır.

Türkiye’de artık en acil ihtiyaç şudur:

Teknik direktörlerin hedefi,

“Sadece kazanalım” değil,

“Nasıl kazandığımız” olmalıdır.

Saha içi planın yoksa,

kaderin rakip değil kendi dağınıklığındır.