Tek Sloganımız Var "Alkış İçin Değil, Yaz Kış İçin Kurulduk''

İlhan Kılıç İle Pazar Sohbetleri serimizin bu haftaki konuğu Elazığ’ın ve Türkiye’nin renkli ve bir o kadar da başarılı ismi Sanatçı ve Dernek Başkanı Abdullah Şekeroğlu oldu.

Tek Sloganımız Var "Alkış İçin Değil, Yaz Kış İçin Kurulduk''
10 Mayıs 2020 - 11:46 - Güncelleme: 10 Mayıs 2020 - 12:07

Ülkemizin zor günler geçirdiği bugünlerde en başta terör mücadelesi veren ve bu bayrak bu vatan uğruna şehit düşen şehitlerimize Allah'tan rahmet, Van'da çığ altında kalan vatandaşlarımıza, Elazığ ve Malatya'da depremde hayatını kaybeden kardeşlerimiz, hemşehrilerimize ve en son dünyanın devasa illeti haline gelen koronavirüs belasından hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Tüm Türkiye'nin bir an önce sağlıklı günlere kavuşmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.
 
İLHAN KILIÇ: Abdullah Şekeroğlu kimdir Kendinizden bahsedermisiniz?
ABDULLAH ŞEKEROĞLU : Bana her nerelisin diye sorulduğunda başına "iyi ki" diyecek kadar Elazığlıyım. 1960 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. Elazığ Endüstri Meslek Lisesi Torna Tesviye bölümünden mezun oldum. Daha sonra sanat yıllarım başladı ve Elazığ için hizmet etmeye koyuldum.
 
İLHAN KILIÇ : Başkan Abdullah Şekeroğlunun dan sanatçı Abdullah Şekeroğlu an gerçeksek sanat hayatından bahseder misin ?
ABDULLAH ŞEKEROĞLU :  Her insana sanatla kaç yaşında tanıştınız diye sorarlar ya, bana da sorarsanız ilginç tabi. Bir okul daha ilkokul 5'te sanatla tanışır mı? Bir anneler günü kutlamasında kendi yazdığım "Kopuk" adlı senaryoyu, hem arkadaşlarımı çalıştırarak hem de sahneye koyarak adına sanat diyecek kadar sanata başlamış oldum. Daha sonra lisede edebiyat çalışmalarım başladı. Edebiyata çok düşkünüm, yazarlığa çok düşkünüm. Kompozisyon yarışmalarında birinciliği kimseye kaptırmadım. Daha sonra kompozisyonda Türkiye birinciliğim oldu. Daha 17 yaşındayken, kendi yazdığım yine denemelerinden Kövengin Ellerinde adlı tiyatro oyunum Diyarbakır radyosunda radyo tiyatrosu olarak seslendirildi. Bundan da çok büyük gurur duydum. Bunları yaparken daha sonra ilimizin yetiştirdiği en önemli tiyatro oyuncularından ve yönetmenlerinden Rıdvan Dağlar'la tanışmam hasebiyle Elazığ Şehir Tiyatrolarına girmiş, başlamış bulundum.
İçimdeki sanat yetisini, yeteneğini keşfedip sanatçı yönümü ortaya çıkaran ve bu yönde sanatçı olduğum için ısrarla üstümde duran her Anneler Günü olsun, Yerli Malı Haftası olsun, Şehitleri Anma Günü olsun bana görevler vererek hemen beni sahneye atarak çeşitli sanatsal deneyimlerimi hızlandıran ilkokul ve ortaokul öğretmenim sayın Zülfiye Tarakçı hocama buradan minnetlerimi iletiyorum. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Sağlıklı uzun yıllar diliyorum kendisine. Daha sonra sanat okulu yıllarımda yani lise yıllarımda bana yine edebiyat alanında büyük dersler veren hiç benden özellikle ilgilenen ve benden iyi bir sanatçı, yazar, senarist olacağıma inanan iki öğretmenimin ismini vermeden geçemeyeceğim. Cemal ve Celal kardeş hocalarıma çok çok teşekkür ediyorum. Minnet ve şükranla anıyorum. Allah selamet, sağlıklı ömürler versin onlara. Daha sonra Şehir Tiyatrolarından kendisinden bizzat ders alarak iyi bir tiyatrocu olduğumu sandığım günlere gelmemde yardımcı olan sayın hocam Rıdvan Dağlar'a çok çok teşekkür ediyorum. Üzerimde emeği çoktur. Onun sayesinde bana bugün de tiyatro sanatçısı deniliyor.
Bugüne kadar yazdıklarım yada diğer yazarların oyunlarından dünya klasiklerinden o bizzat içinde rol alarak yada yöneterek 200 oyunun üzerinde sahne yaptım. Bunlardan çoğu kendi yazdığım oyunlarımdı. Komedyen görünsem de yani komedi dalında daha başarılı olduğum söylense de tiyatronun her alanında başarıyla kendimi ispat etmiş durumdayım. Tabi Elazığ'a tiyatroyu sevdirmek, salonda boş yer kalmadan Elazığlıları tiyatroya çekmek en muhteşem günlerdi. Benim bu alanda daha ileriye gitmeme daha başarılı daha büyük sanatçı olmama haz ve hız verdiler. Buradan da Elazığ halkına teşekkürlerimi bir borç olarak iletmek istiyorum. Her zaman onlarla gurur duyuyorum, onların benimle gurur duyduğu gibi.
Tabi ki Elazığ'da süratli bir şekilde sanat yaparken, sadece Elazığ'ın içerisinde kalıp Elazığlıyla daha fazla yararı olmayacağını düşünerek benim o meşhur sözümü 1990'da söyledim. "Kömür hanı geçmeden Elazığ'a faydalı olamayız" demiştim hakikaten beyinen kömür hanı geçmek lazımdı ben hem beynen hem fiziken o yıllarda Elazığ televizyonlarından ayrılarak İstanbul'a geldim ve sanat hayatıma devam etmeye başladım. Hem tiyatro, hem dizi oyunculuğu ve sinemada büyük gayretler sarf ederek bir yerlere geldim zannediyorum. En başta en büyük tutkum olan bir sinema filmi sahneye koyma idealimi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. İlk önce yıllarca emek verdiğim "Çok mu komik" adlı Alev-Sünni kardeşliğini anlatan ve çok manidar traji komik bir hikayeyi Elazığımda çekmenin büyük gurur ve mutluluğunu yaşadım. Türk sinemasına hem senarist, hem başrol oyuncusu hem de yapımcısı olarak bu filmi kazandırmak benim için çok çok önemlive manalı manidar bir şeydi. Bunu başardım onun için çok mutluydum. İnşallah ilerde yine kendi memleketimi konu alan ve biraz daha görseline önem vererek Türkiye'de daha sonra dünyada Elazığ'ın isminden söz ettirecek sinema filmleri yazmak yada oynamak nasip olur inşallah. Bunu söylerken "Hadi canım dünyada ne işin var, Elazığ'ı Türkiye'yi başardın da dünyadan bahsediyosun" diyenlere de bir çift sözüm var. İstanbul'da sanat hayatıma devam ederken ünlü ödüllü yönetmen İsmail Güneş'le tanıştım ve onun Ateşin Düştüğü Yer adlı filminde aynı zamanda yer aldım. Oyuncu ve şive koçluğu yaptım bu film daha sonra Montreal Film Festivali'nde en iyi yabancı film ödülüyle döndü ve oranın en özel filmiyle döndü. Bu da beni ziyadesiyle mutlu etti. İşte Elazığ'ı dünyanın bir köşesinde tanıtmış ve tamamen Elazığ kıyafetleriyle oynanan Ateşin Düştüğü adlı film Amerika'da dünyanın en büyük sinema organizasyonu olan Akademi Oscar'da Türkiye'yi temsil etmiş oldu. Sekiz köşe şapkamızla bir Elazığ ailesinin dramı.
Sanat hayatım boyunca bir çok sahnede yer almam bir çok oyun yazmam, dizi ve sinemada oynamamın yanı sıra bu araları öğrenci yetiştirerek ve onları bir yere getirerek, sanata çok büyük katkılarımın olduğunun zannetmekteyim.
Abdullah Şekeroğlu olarak Komik A.Ş. ve Islak Şehir adlı şiir kitabı olmak üzere iki tane Türkiye'de çıkarılmış kitap yazdım. İki tane komedi albümü. Tık Tık İyi Günler ve küresel ısınmayla ilgili komik albüm olmak üzere iki tane de komik müzik albümü çıktı. İkinci albümün adı Vitamin Turka idi. Sinema ve tiyatro hakkında makale ve denemelerim çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. Sine 1 üyesi olduğum durumdan bahsedeyim. Sinema Birliğinde senarist ve oyuncu olarak kanıtlanmış bir oyuncuyu. Kültür Bakanlığı tarafından tiyatroculuğum kanıtlanmış durumdadır. Beni görünce beni alkışlayan taktir eden seyircilere benim de sanat adına bir şeyler yaptığım denilebilir.
 
İLHAN KILIÇ : Abdullah Şekeroğlu nun hobileri fobileri sevdiği renk uğurlu sayısı tuttuğu takım
ABDULLAH ŞEKEROĞLU :Abdullah Şekeroğlu'nun sevdiği renkler bordo ve beyaz. En taktir ettiğim sanatçı Türkiye'de Şener Şen, dünyada Al Pacino. Hiçbir şeyden korkmam. Allah ve yalancıdan korktuğum kadar. Allah'a çok şükür kendi içimde düşmanım yoktur diyecek kadar azdır. Tabi herkesin beni sevmesi gibi bir mecburiyet yoktur. Klasik şeyler söylememe gerek yok. Allah'a çok şükür Elazığlı olmamdan ve Elazığ için hizmet etmekten her zaman gurur duymuşumdur.
Hobilerim kağıt, kalem ve kitap. Fobilerim sadece yalan. Sadece iftira. O ikisinden çok korkarım.
Hizmet ettiğim kadarıyla ve taraftarı olmaktan gurur duyduğum kadarıyla koyu bir Elazığsporluyum. Çünkü Elazığlı önce Elazığsporlu olmalıdır. Daha sonra hobi olarak tuttuğum takım var tabi o da Galatasaray. Her insan gibi büyük takıma nedense işte sevgi ilgi duyuyorsunuz. Ama gerçek bir Elazığsporluyum bir an önce Elazığspor'umuzun da güzel yerlerde olmasını temenni ediyorum. Elazığspor'a aktif olarak da fiili olarak da yardımlarım hizmetlerim oldu. Onlar helal hoş olsun diyorum. Yıllarca peşine koşup alkışladığım en büyük şampiyon Elazığspor diyorum ve başarılar diliyorum.
 
İLHAN KILIÇ: Avrasya Elazığlılar Derneği kurma fikri nasıl ortaya çıktı?dernek hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
ABDULLAH ŞEKEROĞLU : Gelelim Avrasya Elazığlılar Derneği kurma fikri nereden geldi. Derneğimiz ne yapıyor onları da bir özetleyeyim. Vatandaşlarımızın da bu konudan bilgisinin olması beni mutlu edecektir. Derneklere baktığımız zaman tüzüklerinde yazılı olan şartları yerine getiren sivil toplum kuruluşlarıdır ve cemiyetleridir. Ama tüzüklerinde yazılı olan şartları hakkıyla yerine getiren yada yerine getirmeye çalışan dernekleri tenzih ederek konuşmak genelde istiyorum ki, bunların hepsini dışlayıp kendilerini bir yere getirmeye çalışarak yada başkanlarını yada yönetim kurulum üyelerinin bazılarını bir yerlere getirmek amacıyla kurulmuş bir çok dernek vardır. Yada benim tabirimle dernek kirliliği vardır. Dernekçilik yapmaktansa dernekçilik oynayan insanlar vardır ki bunlara çok büyük nefret duyuyorum. Bizim her şehrin olduğu gibi yada her kuruluşun adına kurulmuş dernekler olduğu gibi memleket dernekleri arasından tabela kirliliği olan bir çok derneğe rastladım. Kendi amaçları doğrultusunda hareket eden bir çok derneğe yada başkanlara rastladım. Yine altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum ki. Tüzüklerindeki şartları harfiyen yerine getirmeye çalışan yada getiren iyi niyetli dernek ve başkanlarına ve yönetimlerine çok büyük saygı duyarak ve tenzih ederek bu cümleleri söylüyorum ki ilerde bu dediklerimin en güzelini yapmak için dernekler kurulsun. Yada bu rezillikleri yaşamamak için bu tür zihniyette olan dernekler kurulmasın diye bahsetmek istiyorum. Tabi aksini yapan derneklerin çoğunu görünce yada bazı derneklerimizin yapmak isteyip yapamadığını görünce bir de İstanbul'un Esenyurt semtinde böyle bir Elazığ topluluğunun olmadığını görünce Avrasya Elazığlılar Derneğini kurmak hasıl oldu. Benim gibi Elazığ'a gönül vermiş Elazığ sevdasıyla yoğrulmuş güzel Elazığlı kardeşlerimi, iş adamlarımızı, hakimlerimizi, her meslekten kardeş veya abilerimizi yanyana getirerek Avrasya Elazığlılar Derneği'ni kurma kararını aldık. Bugün Allah'a çok şükür Avrasya Elazığlılar Derneği olarak faaliyetlerimize devam ediyoruz. Tek sloganımız var "Alkış için değil, yaz kış için kurulduk. Dört mevsim beraberiz inşallah."
 
İLHAN KILIÇ : Dernek olarak ne konularda faaliyetleriniz oluyor?
ABDULLAH ŞEKEROĞLU : Avrasya Elazığlılar Derneği olarak bugüne kadar kuruluşumuzun kısa zaman dilimi içinde çok büyük ve faydalı faaliyetler yaptığımız inancındayım. Her 15 günde bir sosyal farkındalık yada sosyal sorumluluk projesi adı altında mutlaka önemli bir konuyu ele alıp söyleyişi, panel yada konferansını vermekteyiz. O konunun uzmanlarıyla bilirkişileriyle beraber. 15 günde bir de kültürel amaçlı tabi ki kültür meşalemiz olan bugüne kadar saygıyla ve şerefle beraber çayda çıramızın mumlarını söndürmemek ve gelecek nesillere de layıkıyla görevimizi yerine getirip temsil etmek üzere kültürel gecelerimiz yapılmaktadır. Burada tabi yine tek düze olarak çekip çalıp gırnata davul dinlemekten öte adları geldikçe oyunlarımızdan yada türkülerimizin işlevlerinden, makamlarından bahsederek vatandaşlarımızın bilgi sahibi olması ve bu şekilde eğlenmesini sağlamak üzere kürsü başı geceleri yada meşk geceleri yada kültürel geceler yapıyoruz. Ayriyeten Avrasya Elazığlılar derneği olarak diğer derneklerin yapmadıklarına şahit olduğumuz toplumsal ve sosyal farkındalık faaliyetleri üzerine gitmeyi kendimize görev edindik ve dünyanın devasa derdi haline gelmiş olan aile içi şiddet ve kadına şiddete dur demek için kendi yazdığım "Bi' Çare" adlı akademik tiyatroyu sahneye koyduk. Avrasya Elazığlılar Derneği olduğumuz için hem Avrupa yakasında hem Asya yakasında, dernekten üyelerimizi yetiştirerek oyuncu yaparak onlara görev vererek başarıyla sergilemiş olduk. Buradan Bi' Çare adlı oyunda bana yardımcı olan tüm arkadaşlarıma ve siz değerli seyircilerime teşekkür ediyorum.
Avrasya Elazığlılar Derneği olarak hiç gidip görmemiş olan Elazığlı kardeşlerimizi üyelerimizi Çanakkale gibi mukaddes topraklara büyük bir destan yazılmış boğaza ve ceddimizin yaptığı uyuduğu bu vatanı düşmana çiğnetmemek için vermiş olduğu en büyük destanın yazılmış olduğu Çanakkale'ye ve kendilerini bizzat görmesek de mezarlarını ve hatıralarını görüp içerimizde yaşamaya ve bunun kıymetini bilmeye yöneltmek için çok güzel bir Çanakkale gezisi düzenledik. Buna iki otobüs dolusu hemşehrimizle gittik. Ama yine de gidemeyen üyelerimiz hemşehrilerimiz oldu onlardan özür dilerim. İnşallah bu illetten kurtulduğumuz ilk aşamada yenisini tertipleyerek yine her yıl olduğu gibi bu yıl da üyelerimizi o mukaddes topraklara götürmeye gayret edeceğiz.
Derneğimizin yapmış olduğu devasa görevlerden yada faaliyetlerden etkinliklerden biri de toplu sünnet töreni. Yani ismini 41 Kere Maşallah koyduğumuz. Hele bir 41 tane çocuğumuzu gidelim Elazığ'da sünnet ettirelim, kendimizi görelim keşfedelim. 41'le başlayalım dedik ama olmadı Elazığ'dan talep çok fazla geldi. Biz de 101 tane yardıma ihtiyacı olan ailelerimizin çocuklarını bir araya getirerek Elazığ'da onları İstanbul'dan elbiselerini özel olarak diktirip götürdüğümüz çocuklarımızı sünnet ettirdik. Bir şölen eşliğinde. Hediyelerini taktim ettik. Bununla da ben ve yönetim kurulu olarak çok büyük gurur, mutluluk, haz duyduk. Bunun en büyük ödülü o güzel, müthiş hemşehrilerimizin bize ettiği dualardır. Hepsinden Allah razı olsun.
 
İLHAN KILIÇ: Avrasya Elazığlılar Derneğinizin önümüzdeki dönemde ki projelerinden bahseder misiniz ?
ABDULLAH ŞEKEROĞU : Tabi yine Avrasya Elazığlılar Derneği olarak ilerde çok güzel projelerimiz var. Hatta bu yıl gerçekleştireceğimiz projelerimiz vardı, bu koronavirüs sebebiyle biz de durdurmak zorunda kaldık. Dünyanın yaptığı gibi biz de kısıtlama içerisindeyiz. Allah bir an evvel bizi bu illetten bu hastalıktan kurtarsın. Yoksa çok güzel iki tane devasa etkinlikle sosyal farkındalık ve sorumluluk projesiyle gündemi sallayacak, alkışlanacak etkinlikle devam edeceğiz, bu illetten kurtulduğumuz gün. Avrasya Elazığlılar Derneği olarak bu şehre gönül vermiş bütün hemşehrilerimin ve bana bu konuda yardımcı olmuş ve sırt vermiş yönetim kurulunda görev alan arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyor ve onları alkışlamanızı rica ediyorum. Çünkü onlar söz verdiler, benim gibi Elazığ'a ve Elazığ’ımıza çok büyük hizmetler yapacaklar, Allah'ın izniyle.
 
İLHAN KILIÇ : Son olarak neler eklemek istersiniz ?
ABDULLAH ŞEKEROĞLU : Son olarak bana bu fırsatı verdiği için Haberinsaati.com'a ve İlhan Kılıç kardeşime çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun bana bu tatlı acıları bana tattırdığı için. Kendisini çok seviyorum, kendisine yardım eden tüm insanlara teşekkür ediyorum.
 İstanbul'a bir çift sözüm var;
"Yalnız sende mi var martı çığlığı, niye bizim elde yok mu deyisin?
Benim lalelerim kıpkırmızı da seninkiler mor mu deyisin?
Eyvallah senin boğazın var 4 mevsim serin, derin.
 Niye, benim Fırat'ıma çay mı deyisin?
Sende mevsimler güz boyu, niye gel de Elaziz'den cay mı deyisin?
Sende aşka dair hoş sözler, bende hoyrat maya el ezber.
Sahan bakan o gözler bu dünyada Elaziz'i görmez kör mü deyisin?"
 
Çok değerli büyüğüm ağabeyim  Sayın Abdullah Şekeroğlu’na şahsım ve okuyucularım adına sonsuz teşekkürler ederim.
 

Editor:  Haberin Saati

YORUMLAR

  • 0 Yorum