8372 Kişi Bir Çukurda Unutulamaz

11 Temmuz 1995. Takvimler sadece bir günü gösteriyordu, ama Bosna’nın doğusunda, Avrupa’nın kalbinde insanlık toprağa gömüldü.

Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölge” ilan ettiği bir kentte, 8372 Boşnak sivil erkek ve çocuk, sistematik olarak katledildi.

Ama bu, sadece Sırp askerlerinin katliamı değildi.
Bu, bir uluslararası ihanet zincirinin sonucuydu.
Bu, adeta “teslim edin, biz hallederiz” denilerek yaşanmış bir insanlık suçu idi.

Hollandalı Mavi Berelilerin Göz Yumması Değil, Teslimi

Srebrenitsa’da konuşlanmış olan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne bağlı Hollanda askerleri, gelen binlerce sivilin can güvenliğini sağlamakla yükümlüydü. Ellerinde silah yoktu, kaçacak yer yoktu.

Ancak BM Hollandalı birliği, 8372 sivili Sırp kasaplarına bizzat teslim etti.

Komutan Thom Karremans, Sırp komutan Ratko Mladiç’le çay içerken poz verirken, arka planda binlerce Boşnak erkek kamyonlara bindirilmişti bile.
BM askerleri, kadınları ayırdı. Erkekleri ise Sırplara devretti.

Kimi elleri bağlanarak ormanda kurşuna dizildi, kimi mezbahalarda kafalarına kurşun sıkılarak katledildi.
Uluslararası Adalet Divanı, yıllar sonra bu olayı ‘soykırım’ olarak tanıdı.
Ama hala kimse Hollanda’nın doğrudan suç ortaklığına gereken hukuki karşılığı vermedi.

Katliamın Saat Saat Seyri

10 Temmuz’da Sırp birlikleri Srebrenitsa’yı kuşattı. 11 Temmuz sabahı, Mladiç şehre girdiğinde kameraların karşısında “Türklerden intikam alma vakti geldi” diyordu.
Bir gece içinde halk BM kampına sığındı. Ama kamp aç bırakıldı, çocuklar susuz kaldı.
12 Temmuz’da kadınlar otobüslere bindirildi, erkekler ayrıldı.
13 Temmuz’da katliam başladı.
Dağlara kaçanları helikopterden tespit edip, bombardımanla hedef aldılar.
Tutsak edilen siviller kamyonlarla mezbahalara götürüldü.
Bazıları elleri bağlı şekilde tek sıra dizilip kafalarından vuruldu.
Toplu mezarların yeri yıllar sonra açığa çıktı. Bazı cesetler traktörlerle taşınıp birkaç kez gömülerek deliller karartılmak istendi.

Bu sistematik bir planın uygulamasıydı.
Ve bu plan, BM’nin bilgisi dahilinde, göz göre göre uygulandı.

Adalet Geç Geldi, Bazı Katiller Hâlâ Serbest

2000’li yıllarda Karaciç ve Mladiç yargılandı. Ancak yüzlerce katliam faili Sırp subay ve gönüllü paramiliter güç üyesi hiçbir ceza almadı.

Sırbistan devleti, hâlâ bu suçu “soykırım” olarak kabul etmiyor.

Hollanda devleti ise 2019’da sadece “bir grup kurban” için sembolik bir tazminat ödemeyi kabul etti.
Ama 8372 kişilik o çukurun vebali ne tazminatla silinir, ne diplomasiyle örtülür.

Sessizlik, Soykırımı Meşrulaştırır

Bugün Avrupa’da İslamofobi tırmanıyor, azınlıklar ötekileştiriliyor, göçmenler botlarda ölüme terk ediliyor.
Srebrenitsa unutuldukça, yeni Srebrenitsalar pusuda bekliyor.

Dün Boşnaklar, bugün Filistinliler, Uygurlar, Rohingyalar…
Unutulan her suç, tekrar eder.
Sustukça suçlular cesaret kazanır.

8372 Kişi Bir Çukurda Unutulamaz

Srebrenitsa’da gömülenler sadece insanlar değil, aynı zamanda adalet, vicdan ve sorumluluktu.
Ama biz sustukça onlar ikinci kez öldürülüyor.

Her 11 Temmuz’da binlerce Bosnalı, beyaz kefenlerle tabut taşıyor.
Mezar taşlarının başında, yaşlı bir annenin dudaklarından şu cümle dökülüyor:

“Onları öldürdüler, ama ben unutturmayacağım.”

Biz de unutmamalıyız.
Çünkü 8372 kişi bir çukurda unutulamaz.

Yazar hakkında:
Adnan Fişenk, insan hakları değil canlı hakları merkezli araştırmacı ve araştırdıklarına kaleme alma gazeteciliğiyle tanınan bir kalemdir. Sessizlerin sesi olmayı gazeteciliğin asli görevi olarak kabul eder. Balkanlar, Orta Doğu ve yakın tarih üzerine odaklanan araştırmacı yazıları çeşitli gazete ve dijital platformlarda zaman, zaman kaleme alarak yayımlanmaktadır.