Ayşe Kavak

Ayşe Kavak

KANSER HASTALARININ GERÇEK HAYAT HİKAYELERİ

KANSER HASTALARININ GERÇEK HAYAT HİKAYELERİ (Sümbül-5)

13 Haziran 2020 - 12:38

Anne olmak  demek böyle birşeydi hep fedakarlık yapmaktı...Bir evladının hayatı için kendi hayatını düşünmeden herşeyi göze almak demekti.Tedavi için evinden ve yuvasından çok uzağa Ankara’daki hastaneye gitmişlerdi.Doktorların bu defaki tedavi daha uzun daha zor demesi genç kadını üzmüş hatta korkutmuştu yanlızdı bu memlekette  tek sığındığı yer  Yaradana dua etmek; tez zamanda  çocuğu bu   hastalıktan  iyileşmesi  evine , yuvasına dönmek için dua etmekti...Genç kadın ürkmüştü aslında bu hastaneden sebebi ise kaldıkları servis nakil bölümü ve hastaların Sağlığı için kimseler kalmıyor hastalar özel bir odada bakılıyordu....Hapishane gibi geldi ilk günler;  zordu hemde çok zordu çocukta ağlayıp burdan gidelim diye ısrar ediyordu.Günler geçiyordu  geçmesine ama kabustu sanki her gün bir öncekinden daha zordu.Genç kadın sürekli aradığı eşine artık çok fazla ulaşamıyordu; ulaştığındada  eşi  onu üzüyor söylediği şeylerle ağlatıyordu...Hayatı iyice karma karışık olmuştu  nasıl  düzelecekti herşey  düşününce içinden çıkılmayacak bir hal alıyordu, eşi ona ne kadar yabancı duruyordu oysaki evinden kaçtığı ilk günü gözlerinin önüne getirince;  nasılda bir çırpıda silip atmış sevdiği adam için ailesini terk ettiğini hatırlamıştı...Çocuğu hasta olduktan sonra eşi çok değişmişti genç kadına olan tavırları farklı geliyordu, genç kadın dertleşmek istediği zaman onu azarlayıp  yorgun olduğunu yada işlerinin olduğunu söylerdi...Günler, aylar geçmiş çocuğun tedavisi  zorkluklarla  halen devam ediyordu.Genç kadının bir Kızı olmuştu ve bu çocuktan ilik alınıp lösemi olan çocuğa nakil edeceklerdi...Korkuyordu genç kadın çünkü küçüktü ilik alınacak çocuğu ya bir şey olursa diye düşünmeden edemiyordu...Nasıl bir kaderdi tüm zorluklara rağmen hamile olucak ve doğurduğu bebek diğer kardeşine can olacaktı...Sevinmelimiydi yoksa üzülmeli mi bilmiyordu. Tek yaptığı şey sürekli  doktorlara sorular sorup  çocuklar için bir sıkıntı olup olmayacağını öğrenmeye çalışıyordu...Nakil zor bir işlemdi bunu diğer hasta yakınlarından öğrenmişti ama yapabilecekleri başka bir seçenek yoktu.Lösemi olan çocuğa kemoterapi verilmiş vücudu nakil yapılacak duruma getirilmiş ve diğer çocuktan alınıp işlem yapılmıştı.Genç kadın için zor günlerin dahada zoru başlamıştı  canından bir parça yaşam için mücadele ediyordu ve o sadece dua edebiliyordu...Küçücük bir odada sadece kendisi ve çocuğu vardı; onun hareketsizce günlerce yattığını görmek onu içten içe korkutuyor ve üzüyordu,  bir kaç ayda öyle çok şey yaşamış öyle üzülüp öyle yaşlanmıştı ki sanki taşımıyordu artık omuzları bu ağır yükü,  sürekli ağlıyor dua ediyordu  çocuğum biran önce iyileşsin diyerek...Saatler bir gün gibi günlerde aylar kadar uzun gelmişti genç kadına ama artık evladının gözünü açmasıyla ümitli ve sevinçliydi;  doktorların sevindirici haberler vermesiyle yüreği kuş gibi olmuştu, mutluluktan ağlıyor,  telefonla  herkesi arayıp mutlu haberi anlatıyordu.En sonunda beklediği haber gelmiş evlerine gidebileceklerini söylemişti doktorlar çocuğu yeniden doğmuştu genç kadın için yeniden başlayacaklardı sanki hayata; yuvasına ve çocuklarına kavuşacağı için çok mutluydu evini çok özlemişti.Uzun bir yolculuktan sonra evlerine ulaşmış  bayram varmış gibi coşkuyla karşılanmışlardı ailesi tarafından iyileşmişti yenmişlerdi bu hastalığı  büyük mücadelelerle; genç kadın dua edip çocuğu iyileştiği ve yuvasına döndüğü için şükür ediyor sürekli namaz kılıyordu...Artık sadece kontroller için Ankara’ya gidip geleceklerdi bitmişti onlar için kötü günler  çok çok seviniyorlardı,bu sevinçle aylar geçti ve  bir gün çocuk tekrar ateşler içinde yanmaya halsizleşmeye başladı ne olmuştu da birden böyle hastalanmıştı anlam verememişti.Vakit kaybetmeden götürdükleri hastanede yapılan tahliller sonucu iyi olmadığı hastalığının(kanserin)  tekrar ettiğini söyleyip nakil olduğu hastaneye götürmeleri gerektiğini söylemişti doktorlar; bir kez daha genç kadının dünyası yıkılmış eli ayağı tutmaz olmuştu ayakları götürmüyordu onu gideceği yere...Kaybedecek zamanları yoktu hemen Ankara’ya gitmek için yola koyuldu ve istemeyerekte olsa hastaneye varıldı.Tahliller yapılmış sonuçlar için beklenmeye  başlanmıştı; zaman durmuştu genç kadın için doktorlardan gelecek haber ne olacaktı  nasıl dayanacaktı diye düşünürken,  doktorun seslenmesiyle irkildi ve konuşmak için doktor odasına yöneldi kalbi yerinden çıkacaktı bacakları titriyor ayakta durmaya zorlanıyordu....Doktor oturmasını uzun bir konuşma olacağını söyledi ve söze ne yazık ki diye başladı yapılan tahlillerde çocuğun hastalığının tekrar ettiği ilik naklinin  tutmadığı görüldü diye söze devam ederken genç kadının başına yıkıldı sandı hastane... bu anlatılanlar gerçek olamazdı  bağırıp haykırmayı çok istedi o an  ama nutku tutuldu  sadece ağlayabildi...Doktor uzun uzun ne olacağını neler yapılacağını anlatmış memleketine dönmeleri için müsade verilmişti.Genç kadın inanamıyordu   maviş gözlü 
kuzusu için artık çare yokmuydu nasıl tükenirdi çareler ağlayıp söylenenin gerçek olmadığına inandırmak  istiyordu kendini; çünkü mutlaka çaresi olmalıydı kaybedemezdi yavrusunu çok mücadele etmişti yine etmeye hazırdı.Genç kadın evladı için onun çok istediği şeyleri yapıyor onu üzmemek için elinden gelenin fazlası için mücadele ediyordu...Çocuk daha düşkün olmuştu annesine yanından ayrılmasını istemiyordu  annesi yanında olmayınca ağlayıp kendini bitiriyordu...Genç kadın hissediyordu artık evladı daha halsizleşmiş daha bitkin ve ağrıları çoğalmıştı...Genç kadın uyumuyor evladının başından ayrılmıyordu korkuyordu.Böylelikle Günler günleri kovaladı  ve bir gün maviş gözlü kuzusu annesini yanına çağırıp yanından ayrılmamasını istedi kucağına almasını onu bırakmamasını kendisini ne kadar sevdiğini söyledi...genç kadın öpüp kokluyor iyileşeceğini anlatıyordu yavrusuna geceydi ve yanlızlardı evde işte o an evladına birşey oldu ve son kez sarılarak annesinin kucağında gözlerini kapadı yaşama; genç kadın inanamadı olanlara yokladı yavrusunu nefes almıyordu artık hareketsizdi bedeni  kıpırdamıyordu...Öyle sıkı sıkı sarıldı ki yavrusuna o an kendide ölmek istedi artık bir melekti yavrusu uzun uzun sarılıp ağladı sessiz sessiz hıçkıra hıçkıra bitmişti acıları artık uyandıramayacaktı en güzel uykulardan doktorlar tarafından, delik deşik edilmeyecekti elleri, kolları, son buldu dedi acıların kurtuldun diyerek kucağında tutmaya devam etti saatlerce sonra yapılması gerekenler için kalkıp haber verdi tlfla korkumuyordu  ve kimseye ihtiyacı olmadığını düşünüyordu sadece formalite icabı bir kaç kişiye haber verecekti öyle ya çocuk hastayken eşi ve eşinin ailesi tarafından vazgeçilmiş bir çocuktu mavişi tek başına mücadele etmişti kanserle  sen değil biz galip gelecez demişti ama olmadı yapamadı kurtaramadı evladını; öyle çok acıyordu ki kalbi tarifi yoktu bu acının anlatamazdı kimseye içindeki acıyı zaten kimsede anlayamazdı...Kendi yıkadı evladını ve mezara kadar yanlız bırakmadı şimdi her gün ziyaretine gidiyor evlat evlattır sevgisi hiç bitmez acısı hiç geçmez...

SON

YORUMLAR

  • 0 Yorum