Ayşe Kavak

Ayşe Kavak

KANSER HASTALARININ GERÇEK HAYAT HİKAYELERİ

KANSER HASTALARININ GERÇEK HAYAT HİKAYELERİ-4

24 Mayıs 2020 - 11:40 - Güncelleme: 24 Mayıs 2020 - 12:38

Bir anneydi o içini kemiren şeyin artık ne olduğunu biliyordu lösemi (kanser) tekrar etmişti.O an sadece başı döndü çünkü yıllarca mücadele ettikleri düşman geri gelmişti ve herşeye sil baştan yapılacaktı.Öylede tek bir farkla bu ilk hastalığı gibi değildi yılların vermiş olduğu ve araştırdığı kadarıyla ilik nakli olması gerekiyordu yoksa düşmanı alt etmek mümkün değildi ama kimden ilik isteyecekti kim verirdi...Bunları düşünerek hem ağlıyor hemde çocuğuna bu hastalığı nasıl anlatacaktı hastaneden çıktığı anda birden sanki yabancı bir şehirde herkes yabancı gibi geliyordu yine büyük bir boşluktaydı nasıl çıkacaktı bu işin içinden  bilemiyordu.Öyle dağınıktı ki evine gideyim derken ablasının evine gitmiş tüm olanları ve olacakları çocuktan gizli ailesine anlatmıştı.Genç kadının aklında birşey vardı sadece çocuğunu bu hastalıktan kurtarmak ve ailesinin yanına geldiği bu memleketten başka bir hastaneye gitmeyi düşünüyordu çünkü çözümün başka hastanede olduğunu iyi biliyordu.Ailesi tepki gösterdi tek başına yaban ellerde ne yaparsın  genç kadın o an sadece Rabbim var o bana yardım eder dedi...Ertesi gün olmuş çocuğuyla başka bir ildeki hastaneye gitmiş ve tahliller kontroller yapılmıştı ve sonuç aynıydı hastalık nüks etmişti...Doktorlar süreci anlatıp neler yapılması gerektiğini yine çok kolaymış gibi genç kadına anlatmışlardı...Gittikleri ilde genç kadının çok yakın Ablam dediği bir başka hasta yakını vardı geceyi orda geçirmek için onlara gitmişlerdi.Tedavi sürecini düşünüp ne olucak diye üzülüyordu.Anne ve baba görevi yapıyordu evladı için bu yüzden çok fazla dua ediyordu.Bir haber geldi birden ve genç kadın inanamamıştı sevinçle hüzün aynı anda yaşıyordu...Ankara’ya çağrılıyorlardı iyi bir hastanede tedavi göreceklerdi ümitleri çoğaldı  iyileşme şansları daha artmıştı...Bu haberin üzerine sabah kendi memleketine döndü Ankara’ya gitmek için hazırlanacaklardı...Ama genç kadının aklına  yinede yapması gereken birşey olduğu geldi çocuk hasta olmadan bir kaç gün önce annesini pencereye çağırmış kapının önünde askere gönderilen bir gencin eğlencesini göstermeyi istemişti.Sünnet olursam bana böyle bir düğün yaparmısın ve şurada duran cipi sünnet arabam  olarak süsletirmisin  demişti annesine;  söz vermişti genç kadın o an onu aklına getirdi zordu hastalığı belki gittikleri yerden gelmeyebilirdi  böyle düşünmesinin nedeni yılların vermiş olduğu tecrübeydi...O aklındakini yapacaktı çocuğu belki sünnet olmayacaktı ama sünnet düğününü yaptıracaktı sırf evladı mutlu olsun diye gözünde kalmasın diye  evladı için herşeyi yapacaktı...İlk işi sünnet aracı ve çocuğunun istediği düğünün organizesini hazırlamaktı ama  kime ne anlatacaktı onuda bilmiyordu birden bire sünnet düğünü nerden çıktı demezler mi insanlar ama genç kadın iki gün içinde bunu nasıl gerçekleştirebilir bunu planlıyordu...Ertesi gün olmuş çocuktan habersiz herşey hazırlanmıştı ev halkı toplanmıştı çocuksa birşeyler olduğunu anlar gibi sorular soruyor olanlara anlam veremiyordu.Çocuğun istediği davul klarnet ve oyun ekibi kapının önüne gelmiş sünnet aracı süslenmiş bir şekilde hazır bekliyordu tek şey kalmıştı sünnet kıyafeti ve genç kadın annesine çocuğu giydirmelerini ve dışarı çıkarmalarını söyledi...Ağlıyordu zordu o anı yaşamak evladı hastayken düğün yapmak ama mecburdu.Herkesle beraber dışarı çıktı kapının önünde çocuklarla gençlerle oynuyordu çocuğu baktıkça hıçkırıklara boğuldu çünkü çocuk sanki hasta değilmiş gibi  yüzünde güller açıyordu...Alan öyle kalabalık oldu ki davulun sesini duyanlar çocuğun mutluluğuna katılmak için geliyorlardı...Eğlence bitmiş sıra araçla gezmeye gelmiş arabalar konvoy olup tüm şehri turlamışlardı ve çocuk bundan çok keyif almıştı...Ertesi günü sabah ezanında gitmek için yola çıkmışlardı bilinmeyen bir yere gidiliyordu yine genç kadın sadece dua edebildi.Ankaraya varılmış havaalanında kendilerini bekleyen ambulansa binmişlerdi, çocuk sürekli soru soruyordu neden nereye gidiyoruz  evimizden neden uzaktayız diyerek.Sessiz kaldı genç kadın ne diyebilirdi sustu sadece öylece baka kaldı...Hastaneye varılmış tahliller yapılmış yatış için servise geçilmişti, tabiki çocuk olanları kabul etmiyor eve gitmek istediğini canının çok yandığını söylüyordu.Anneydi o bunlara nasıl dayanacaktı  kendi kendine mecbursun diyebildi sadece, günler geçiyor haftalar aylar tedaviler devam ediyordu geldikleri hastane şimdiye kadar gördükleri hastaneden farklı  doktorundan ,çalışanına kadar herkes güler yüzlüydü hiç bir sıkıntıları yoktu bu hastanede tek sıkıntı ilik nakli için uygun verici bulunamaması yapılan tahlillerde annenin ve yakınlarının ki tutmamış biran önce bulunması için çalışılmıştı...Günler geçmek bilmiyordu gelen iyi haber yoktu genç kadınsa sadece dua ediyordu sığınacak tek yerin Yüce Yaradana olduğunu biliyordu...Genç kadın birden irkildi doktorun  kendisini çağırdığını konuşacaklarının olduğunu söyledi hemşire; hiç vakit kaybetmeden doktorun yanında almıştı soluğu gelen bir haber vardı  çocuğun babasından istenmiş yapılan tahlillerde onunda tutmadığı söylenmişti; şaşırmadı , üzülmedi genç kadın çünkü öylesi birinden ne fayda gelebilirdi ki kendilerine diyerek geçiştirmişti...İlik bulunamadığı için tedavi uzuyor çocuk kötüleşiyordu kolay değildi kemoterapi alıyordu.Hiç ümidini kaybetmedi yaşanan olumsuzluklara rağmen genç kadın o hep dua ediyor inanıyordu...Ve bir gün ilik nakli için dönör bulunamadığı için başka tedavi uygulayacaklarını bunu kabul edip etmeyeceğini  sordu doktorlar hiç tereddüt etmeden kabul etti evladının yaşaması için her yolu denemeliydi...Uzun zor geçen günlerin ardından yapılan tedaviye cevap verdiğini çocuğun durumunun iyi olduğunu söylediler doktorlar; öyle çok sevinmiş mutluluktan ağlamıştı ki biricik yavrusu iyileşiyordu ne güzel bir haberdi bu kendisi bile inanamıyordu...Zorlu geçen 3 yılın ardından tedavisi bitmiş memleketten sadece kontroller için Ankara’ya gitmeler başlamıştı...Genç kadının yine yapması gereken görevler vardı öyle ya o hem anne hem babaydı çocuğu çok küçükken lösemi olduğu için sünnet olamamış  ve hiç okula gidememişti...Gerekenleri yapıp çocuğunun evde eğitim alması ve biran önce diğer çocuklar gibi herşeye alışmasını istemişti.Memleketinde sünnetini yaptırmış tedavi süresince çocuğa takılı olan katater çıkartılmıştı;   zor gibi görünsede bunlar genç kadını mutlu ediyordu çünkü çocuğu çok şükür iyileşmiş kurtulmuştu bu hastalıktan...Biran dalıp gitti ne zorluklar yaşamıştı evladıyla sırf o yaşasın diye mücadele etmişti kemoterapi alırken evladının ölümlerden döndüğünü görmüştü bir anne olarak kolay değildi...Hastanedeyken evladı için bu kez gerçek bir sünnet düğünü yapmayı planlıyordu..Bu kez içi rahattı bitmişti yenmişlerdi kanser denen düşmanı,  bu kez mutluluktan ağlıyordu ve dua ediyordu...Çocuğu sünnetten sonra kendini toparlamış ve annesinin ona söz verdiği süprizleri beklemişti...Önce şükürlerini sunmak için mevlit okutmuş ardından da çok güzel bir sünnet düğünü yapmıştı; çok kalabalık olsun istememişti düğünün kendi ailesi ve sevenleri yeterki çocuğu mutlu olsun başka birşey düşünmemişti...O bir anneydi tam 10 yılını kanserle evladının canı için mücadele etti...Ağladı,  üzüldü, uyumadı,yemedi ama hep inandı günün birinde evladı iyileşecekti ve öylede oldu...Zordu anne olmak sorumluluğu ağırdı ama o iki görevi birden yapıyordu hiç bıkmadan  yorulmadan inandı ve mükafatını aldı...Şuna çok inandı kazanmanın ilk şartı inanmaktı bunu hep yaptı evladı için inandı ve  savaştı.Anne oğul artık normal hayatlarını yaşamaya başladılar ama anne olarak görevi bitmemişti çocuğu için başka savaşlara hazırlanıyordu.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Fethiye çiçek
    2 ay önce
    Çok güçlü Osmanlı bir annesiniz.Allah gününüze güç katsın .????????????????????????????